top of page

Kırk Basamaklı Zamanda Yolculuk

Siz hiç modern bir kasabanın sokaklarında yürürken, ayaklarınızın hemen birkaç metre altında binlerce yıllık devasa bir antik kentin kalbinde attığını hissettiniz mi? Düzce’nin şirin beldesi Konuralp’e adım attığınızda, işte tam olarak bu duyguyla sarmalanıyorsunuz.

Bugün sizi, Batı Karadeniz’in bağrında saklanan, tarihi M.Ö. 1200’lü yıllara kadar uzanan gururlu bir kadim kente götürüyorum: Prusias ad Hypium.

Kieros’tan Prusias’a: Bir Krallığın Doğuşu

Hikâyemiz, Trakyalı kavimlerin ve Megaralı denizcilerin bu bereketli topraklara attığı ilk adımlarla başlıyor. O zamanlar adı Kieros olan bu yerleşim, Karadeniz Ereğlisi’nin (Herakleia Pontika) gölgesinde sakin bir ticaret karakoluydu.

Ancak Helenistik dönemin ihtiraslı Bitinya Krallığı gözünü doğuya diktiğinde her şey değişti. Bitinya Kralı I. Prusias, M.Ö. 183 civarında şehri fethetti. Askeri ve siyasi gücünü ölümsüzleştirmek isteyen Kral, şehre kendi adını bağışladı. İçinden nazlı nazlı akan Hypios nehrinden (günümüz Melen Çayı) esinlenerek kentin yeni adını mühürledi: Prusias ad Hypium (Hypios Kıyısındaki Prusias).

Böylece şehir, Bitinya Krallığı’nın en stratejik 12 kentinden biri haline geldi. Bereketli ovasıyla krallığı besleyen bir tarım ambarına, ticaret yollarını tutan geçilmeyen bir kaleye dönüştü.

Roma’nın Mirası ve Kırk Basamaklar

M.Ö. 74 yılında son Bitinya Kralı topraklarını Roma’ya devrettiğinde, Prusias ad Hypium için mimari bir altın çağ başladı.

Bugün Konuralp sokaklarında dolaşırken karşınıza çıkan devasa Antik Tiyatro, işte bu dönemin ihtişamını haykırıyor. Yöre halkının "Kırk Basamaklar" dediği, yaklaşık 10.000 kişilik bu yarı dairesel dev yapı, zamanın yıkıcı gücüne inatla direnmeye devam ediyor. Basamaklarında oturup gözlerinizi kapattığınızda; sahnede çınlayan gladyatör çığlıklarını, tragedya oyuncularının yankılanan seslerini ve halkın coşkulu alkışlarını duymak işten bile değil.

Sadece tiyatro mu? Melen Çayı üzerinde yükselen harçsız dev mermer bloklardan örülü Kemerli Su Köprüsü, şehri koruyan Atlı Kapı ve surlar... Her bir taş, dönemin usta zanaatkarlarının ellerinden çıkmış birer sanat eseri. Kazılarda ortaya çıkarılan Medusa kabartmaları ve Tyche mozaikleri ise müzede ziyaretçilerini büyülemek için bekliyor.

Konur Alp Bey ve Yaşayan Tarih

  1. yüzyılın başlarında, Osman Gazi’nin en cesur komutanlarından Konur Alp Bey, bu kadim kenti Osmanlı topraklarına kattı. Şehir zamanla komutanın adıyla bütünleşip "Konuralp" oldu.

Prusias ad Hypium’u benim gözümde en özel kılan şey, tarihin bir müze camının arkasında sıkışıp kalmamış olması. Burada antik surların dibinde teyzeler tarhana kurutuyor, antik tiyatronun gölgesinde çocuklar top koşturuyor.

Eğer yolunuz Düzce taraflarına düşerse, navigasyonunuzu Konuralp’e kırın. Kırk Basamaklar’ın en üstüne tırmanın, sırtınızı bin yıllık mermerlere yaslayın ve Bitinya krallarının, Romalı soyluların ve Osmanlı leventlerinin iz bıraktığı bu topraklarda rüzgarın fısıltısını dinleyin.

Tarih, bazen bir sonraki virajda sizi bekliyordur...


 
 
 

Yorumlar


Join our mailing list

Thanks for submitting!

  • Youtube
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

© 2035 by The Mountain Man. Powered and secured by Wix

bottom of page