top of page

Torosların Saklı Aynası: Elmalı Baranda Gölü’ne Yolculuk

Güncelleme tarihi: 2 Ağu

Baranda gölü
Baranda gölü

Antalya denince akla ilk olarak masmavi deniz, palmiyeler ve kavurucu yaz sıcakları gelir. Ancak Akdeniz’in kıyı şeridinden kafanızı kaldırıp yüzünüzü heybetli Toroslara döndüğünüzde, bambaşka bir dünyanın kapıları aralanır. Bu kapılardan geçerek ulaştığınız, Antalya’nın kadim tarih ve tarım ambarı olan Elmalı ilçesi, bağrında çok az kişinin bildiği bir doğa harikasını saklar: Baranda Gölü.

Deniz seviyesinden yaklaşık 1500 metre yükseklikte, Beydağları’nın kucağında yer alan bu karstik göl, doğaseverler, kampçılar ve fotoğraf tutkunları için keşfedilmeyi bekleyen bir cennet. Gelin, Torosların bu saklı aynasına yaptığımız yolculuğun hikayesine birlikte ortak olalım.

Yolun Çağrısı: Sedir Kokulu Elmalı Yolları

Baranda Gölü’ne gitmek için yola çıktığınızda, aslında sadece bir göle değil, yaşayan bir coğrafyaya yolculuk edersiniz. Elmalı’nın merkezinden ayrılıp Avlan Gölü ve Çamkuyu Sedir Araştırma Ormanı istikametine doğru ilerledikçe hava aniden değişir. Şehrin nemli sıcağı, yerini asırlık sedir ve ardıç ağaçlarının kokuttuğu serin bir dağ esintisine bırakır.

Göle yaklaşırken stabilize dağ yolları başlar. Virajları her döndüğünüzde altınızda kalan vadiler küçülür, gökyüzü daha da yakınlaşır. Ve nihayet, dik bir yamacı aştığınızda, dağların ortasındaki devasa bir çanağın tabanına kurulmuş olan Baranda Gölü tüm sakinliğiyle karşınızda belirir.

Dağların Ortasındaki Karstik Bir Mucize

Baranda Gölü, aslında coğrafya kitaplarında gördüğümüz o klasik, devasa göllerden değil. Burası bir polye (karstik çöküntü) tabanında oluşmuş, mevsimine göre boyutu ve derinliği değişen, kelimenin tam anlamıyla butik bir doğa harikası.

  • İlkbaharda: Eriyen karların sularıyla coşan göl, adeta berrak bir ayna gibi etrafını saran dik ve çıplak kayalıkları gövdesinde yansıtır.

  • Yaz ve Sonbaharda: Sular yavaş yavaş yeraltı düdenlerine doğru çekilirken, gölün etrafında yemyeşil alpin çayırları ve rengarenk dağ çiçekleri baş gösterir.

Biz göle vardığımızda, suyun üzerindeki hafif esinti küçük dalgacıklar oluşturuyordu. Etrafta ne bir motor sesi ne de modern dünyanın getirdiği bir gürültü vardı; sadece rüzgarın fısıltısı ve uzaktan uzağa duyulan kuş sesleri...

Konum: Elmalı / Antalya

Rakım: ~1500 Metre

En Uygun Zaman: Mayıs - Haziran (Su seviyesinin en zengin olduğu dönem)

Aktiviteler: Kamp, Doğa Yürüyüşü, Makro Fotoğrafçılık, Kuş Gözlemi

Baranda’da Zamanı Durdurmak: Kamp ve Yürüyüş

Gölün etrafını saran düzlükler, kamp kurmak isteyenler için adeta biçilmiş kaftan. Çadırımızı gölün hemen kenarındaki yeşilliklere kurup bir süre sadece manzarayı izledik. Burada telefonların çekmiyor oluşu (ya da çok az çekmesi), insanı modern dünyanın dijital prangalarından söküp alıyor ve doğayla baş başa bırakıyor.

Öğleden sonra gölün çevresinde hafif tempolu bir yürüyüşe çıktık. Göl kenarındaki nemli topraklarda yaban hayatının izlerini görmek mümkün. Eğer şanslıysanız, göç dönemlerinde burayı mola yeri olarak kullanan nadir kuş türlerine rastlayabilirsiniz. Kurbağaların senfonisi eşliğinde gölün etrafını turlarken, Torosların bu kadar yüksek bir noktasında böylesine bir ekosistemin varlığına bir kez daha hayran kalıyorsunuz.

Gece Dağların Ardından Gelen Sessizlik

Baranda Gölü’nde günü batırmak, bu gezinin en büyüleyici anıydı. Güneş, Beydağları’nın keskin zirvelerinin arkasına doğru kayarken gökyüzünü önce sarıya, sonra morun ve lacivertin tonlarına boyadı. Dağların gölgesi gölün üzerine düştüğünde, hava bir anda serinledi. Hava sıcaklığı dağ coğrafyasında hızla düşer; bu yüzden yanımıza aldığımız kalın montları giyip kamp ateşini yakmanın vakti gelmişti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde ateşin başında oturup gökyüzüne baktığımızda, şehirde asla göremeyeceğimiz bir manzara ile karşılaştık: Samanyolu galaksisi tüm çıplaklığıyla tam üzerimizde duruyordu. Işık kirliliğinden tamamen uzak olan Baranda, adeta gökyüzünü izlemek için kurulmuş doğal bir rasathane gibiydi. Ateşin çıtırtısı ve gökyüzündeki yıldızlar, yolculuğun tüm yorgunluğunu unutturdu.

Gitmek İsteyenlere Küçük Tavsiyeler

Eğer siz de rotanızı Elmalı Baranda Gölü’ne çevirmek isterseniz, kulak arkası etmemeniz gereken birkaç küçük ipucu:

  • Hazırlıklı Olun: Bölgede herhangi bir tesis, market veya temiz su kaynağı (çeşme) bulunmuyor. Yiyecek, içecek ve kamp ekipmanlarınızı Elmalı merkezinden eksiksiz temin etmelisiniz.

  • Giyim: Gündüzleri ne kadar sıcak olursa olsun, geceleri rakımdan dolayı oldukça serin (hatta soğuk) olur. Yanınıza mutlaka termal kıyafetler alın.

  • Doğaya Saygı: Burası el değmemiş, bakir bir ekosistem. Lütfen çöplerinizi yanınızda geri götürün ve arkanızda sadece ayak izlerinizi bırakın.

Baranda Gölü, kitle turizminin henüz keşfetmediği, doğanın kendi sessizliğinde var olmaya devam ettiği çok özel bir yer. Eğer yolunuz Elmalı’ya düşerse, bu saklı aynayı görmeden ve onun huzurunu içinize çekmeden sakın dönmeyin.

Dikey Sınırlar ve Sessiz Zirveler: Baranda Gölü’ne Sarp Kayalıklardan İniş

​Dağcılığın ve uzun mesafe doğa yürüyüşlerinin en büyüleyici yanı, fiziki sınırların zorlandığı anlar ile doğanın sunduğu mutlak dinginliğin yan yana durmasıdır. Antalya’nın Elmalı platosunda, Toros Dağları’nın sert ve karizmatik coğrafyasında gerçekleşen Baranda Gölü rotası, tam olarak bu zıtlıkların kusursuz bir bileşimidir.

​Maceranın ilk etabı, ciğerleri dolduran sert dağ havası ve dik eğimlerle başlar. Yükseldikçe arkada kalan orman dokusu yerini bodur çalılara ve çıplak dağ bloklarına bırakır. Adımların ritmi hızlandıkça, tırmanışın getirdiği tatlı yorgunluk ve yükselmenin verdiği o özgürlük hissi tüm bedeni kaplar. Zirve çizgisine yaklaşıldığında ise rotanın en karakteristik bölümü kendini gösterir: Sarp ve teknik bir kayalık arazi.

​Sarp Kayalıklarda Teknik ve Dikkatli Bir İniş

​Zirve hattını aştıktan sonra Baranda Çanağı’na doğru başlayan iniş, yürüyüşün en kritik ve adrenalin dolu etabıdır. Karstik yapının getirdiği keskin kireç taşı kayaları, adımların her birinin milimetrik bir dikkatle atılmasını zorunlu kılar.

  • Zemin Ve Denge: Gevşek çarşak alanları ve sivri kayalık yüzeyler, çift baton kullanımını ve bileği tam kavrayan sert tabanlı botların önemini bir kez daha hissettirir.

  • Adrenalin ve Odak: Yer yer ellerin de desteğiyle tamamlanan bu teknik alçalma, sporcunun çevreyle olan bağını maksimum seviyeye çıkarır. Zira sarp kayalıklarda hata payı yoktur; sadece siz, bastığınız taş ve aşağıda belirmeye başlayan o büyüleyici hedef vardır.

​Vadi Tabanındaki Ödül: Baranda Gölü’nün Sakinliği

​Zorlu ve yıpratıcı inişin son metrelerinde kayalık zemin, yerini yavaş yavaş alp çayırlarının yumuşak dokusuna bırakır. Dikey duvarların baskısından sıyrılıp vadi tabanına adım atıldığında karşınıza çıkan manzara, çekilen tüm eforun bedelini fazlasıyla öder: Baranda Gölü.

​Yaklaşık 1500 metre rakımda, dev kayalık kütlelerin kuşattığı bir çanakta yer alan bu buzul/karstik göl, dikey ve sert dünyanın hemen altında masmavi bir vaha gibi parıldar. Dik kayalıklardan süzülüp gölün bakir kıyısına ulaşmak; yüksek adrenalinli bir tırmanışın ardından doğanın şefkatli kollarına bırakılmak gibidir. Kayalıkların göl yüzeyindeki kusursuz yansıması ve vadiye hakim olan derin sessizlik, zorlu bir rotayı tamamlamanın verdiği o benzersiz gururla birleşir.

 
 
 

Yorumlar


Join our mailing list

Thanks for submitting!

  • Youtube
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

© 2035 by The Mountain Man. Powered and secured by Wix

bottom of page